Yayoi Kusama'nın psikozu ve yapıtı arasındaki ilişki

March 22, 2017

Bu yazıda bugün 88. yaş gününü kutlayan önemli avant garde kadın sanatçılardan biri olan Yayoi Kusama'nın öznelliği ve yapıtı arasındaki ilişkiyi ele almak isterim.

 

 

Çocukluğu ve cinsellik takıntısı

 

Sanatçı travmatik bir çocukluk öyküsü dile getirir. Annesini soğuk bir kadın olarak tarif eder. Fiziksel ve duygusal şiddet uyguladığını anlatır. Annesinin kendisine babasını takip ettirdiğini  ve bu esnada çok defa babasını başka kadınlarla cinsel ilişkiye girerken izlediğini anlatır. Cinsel ve fiziksel olarak taciz edildiği çocukluğunun sonunda kendisi de bu tanık olduğu karelerden ötürü uzun süreler cinsellikten nefret ettiğini ve hiçbir arzusu olmadığını dile getirmiştir. Kendisiyle yapılan söyleşilerde sexten çok korktuğunu ve bunun en büyük takıntısı olduğunu söyler.

 

Cinsellik korkusundan, sonsuz sayıda her yerde olan cinsiyetini yitirmiş erkeklik organlarına 

Bu korkusu ile sonsuz sayıda artık belirsizleşmiş, cinsel niteliğini yitirmiş erkek organı ile doldurduğu odalar ve gene bununla kapladığı nesneler arasında kendisi de bir bağlantı kurar. Onu bu kadar çoğaltmanın onu yok etmenin de bir yolu olduğunu belirtir. 

 

 

Yayoi Kusama ve Halüsinasyonları

 

10 yaşından itibaren çok canlı halüsinasyonlar görmeye başlar ve bu halüsinasyonları şöyle tanımlar :

 

« Bir gün, masanın üzerinde kırmızı çiçekli bir masa örtüsü gördükten sonra bakışımı tavana doğru çevirdim. Orada da, tavanda ya da kirişte ve vitrinin üzerinde olduğu gibi kırmızımsı çiçekler vardı. Tüm oda, tüm bedenim ve tüm evren onlarla doldu ; sonsuz bir zamanın ve kati bir mekanın içerisinde benim varlığım da bir indirgeme bir geri dönüş gibi kendisinin yok oluşuna doğru gidiyordu.... Donakaldım. Resim yapmak hayatta kalmamın tek yoluydu. Aksi durumda beni saran bir ateş vardı... Ancak onların temsili ile bir yük olan hayatımın ne olduğunu anlayabildim. Benim hayatım yük olan o milyonlarca partikülün içinde bir noktaydı.1''

 

Genel olarak halüsinasyonlarının temalarını ışık huzmeleri, auralar veya yoğun nokta tarlaları olarak tanımlar. Bunun haricinde de kendisiyle konuşan çiçekler ve balkabakları da gördüğünü dile getirmiştir.

 

Bir diğer deyişle halüsinasyonlarını aktardığı metinlerini incelediğimizde mekandaki bir nesnenin sonsuza kadar çoğaldığını ve kendisinin bu mekanda yok olduğunu ve etrafındaki tüm nesnelerin onunla konuşmaya başladığını görürüz. Bu çok acı verici olsa gerek.

 

 

 

Sonsuzluk odaları ve benekli odalarda benekli kıyafetleriyle poz verdiğini gördüğümüz resimlere baktığımızda ya da girdiğimizde neye tanık oluyoruz?

 

Bu sonsuzluk odalarına girdiğimizde kendi imajımızın da sonsuza kadar çoğalmasına ve yok olmasına tanık oluruz. Kendisinin fonla karıştığı odalarda ise onun kayboluşuna tanık oluruz.

Oluşturduğu odada sonsuza açılan bir leke, bir benek halini alırız. Eserinin bir parçası oluruz ve deneyimlediği psychodelik dünyayı deneyimleme fırsatı buluruz. O da zaten kendi retrospektifine ''benim dünyama davet'' demiş ve eserlerinin çoğunu da ''kendisinin yok oluşu'' olarak ilan etmiştir. Gerçekten de fon ve nesnelerin karıştığı, perspektifin yok olduğu eserleri tam olarak da böyle adlandırılabilir. 

 

Psikozu ve sanatı arasındaki ilişki

Sanatçı olarak çizmeye başladığı en erken tarihlerden itibaren eserinin en önemli teması ve kendisinin imzası niteliğinde olan, her yeri kaplayan beneklerin psikozu ve sanatı arasındaki en büyük ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Bu benekler halüsinasyonlarında gördükleri olmakla beraber sanatla yüceliyorlardır da. Psikanalitik bakış açısıyla  Gerard Wacjman ''ancak bir psikotik bu kadar tutarlı olup aynı temaya tutunarak bir ömrü tamamlayabilirdi'' der ve bunu onun öznelliğinin ve psikozunun işareti olarak betimler.

 

 

Yaşadığı yoğun kaygı ve acıdan onu, eserine götüren uzun bir yol vardır : Tüm eserlerinde kullandığı benekleriyse yazar şöyle tanımlar : ''Bir benek güneş şeklindedir. Ki bu da tüm dünyanın ve bizim yaşamımızın ve aynı zamanda ayın da şeklinin bir sembolüdür. Yuvarlak, yumuşak, hissiz ve bilinmez. Benekler bir hareket halini aldılar ve sonsuzluğa giden bir yoldurlar. 2''

 

 

 

Daha detaylı bilgi için : 

Sanatçı hakkında izlenilebilecek videolar : 

 

Yayoi Kusama: Self Obliteration   -

 

Gerard Wacjman'la röportaj

 

 

 

Dipnot

1,2. Wikipedia - Yayoi Kusama 

 

 


 


 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Diğer Yazılar
Please reload

Arşiv
Please reload

Konular
Please reload

Psikolog Dr. Pınar Arslantürk

Mira Psikoloji & Psikoterapi Merkezi

Valikonağı Caddesi, Akkavak Sokak,

Dilek Apt.  Daire:5, Kat: 3, Teşvikiye/İstanbul 

pinar.arslanturk@mirapsikoterapi.com

Tel : +90.212.999.56.23

        +90.533.563.30.61

  • Black Facebook Icon